İdare Hukuku
Ankara İdare Hukuku Avukatı | İptal ve Tam Yargı Davaları
Alkan & Karakurt Avukatlık ve Arabuluculuk Bürosu, Ankara’da faaliyet gösteren deneyimli avukat kadrosuyla, müvekkillerine idare hukuku alanında kapsamlı, profesyonel ve nitelikli danışmanlık ile dava takibi hizmetleri sunmaktadır. İdare hukuku; bireylerin kamu kurumlarıyla olan ilişkilerinin çerçevesini belirleyen, devlet tarafından tesis edilen işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunu denetleyen, aynı zamanda vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alan en önemli hukuk disiplinlerinden biridir. İdare hukuku alanında deneyimli bir idari dava avukatı ile sürecin takip edilmesi, hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşır.
İdare Hukukunun Önemi
Hukuk devleti ilkesinin hayata geçirilebilmesi, ancak idarenin her türlü faaliyetinin hukuk kurallarıyla bağlı olması sayesinde mümkündür. Bu nedenle idare hukuku, hem bireyler hem de kurumlar açısından büyük bir önem taşır. İdare hukuku çerçevesinde: devletin işlem ve eylemleri hukuka uygunluk bakımından denetlenir, bireylerin idare karşısındaki hakları korunur, kamu yararı ile kişisel hak ve özgürlükler arasındaki hassas denge gözetilir. Bu yönüyle idare hukuku, toplumsal düzeni, idarenin etkinliğini ve bireysel hakların korunmasını birlikte sağlayan bir yapı sunmaktadır.
İdari İşlemlere Karşı Açılan Davalar
İdare tarafından tesis edilen her işlem, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları bakımından hukuka uygun olmak zorundadır. Ancak uygulamada kimi zaman idari işlemler bu unsurlardan birine veya birkaçına aykırı şekilde tesis edilebilmekte, bu durum da kişilerin hukuki statüsünü olumsuz etkileyebilmektedir. Bu halde ilgililerin başvurabileceği çeşitli hukuki yollar mevcuttur.
1. İptal Davası
İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca iptal davaları; idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ya da maksat unsurlarından biri yönünden hukuka aykırılığının ileri sürülerek, menfaati ihlal edilen kişiler tarafından açılan dava türüdür. İptal davaları, özel süreler saklı kalmak kaydıyla; Danıştay ve İdare Mahkemelerinde 60 gün, Vergi Mahkemelerinde ise 30 gün içerisinde, idare hukukunda uzman avukatlarımız aracılığıyla açılmalıdır.
İdari işlemler; kamu yararını sağlamak, kamu hizmetlerinin etkin ve verimli şekilde yürütülmesini temin etmek amacıyla, idarenin tek taraflı irade açıklamasıyla tesis edilen ve ilgililerin hukuki durumlarında doğrudan sonuç doğuran işlemlerdir. Bu işlemler icrai nitelikte olup, tesis edildikleri anda hüküm ve sonuç doğururlar. Ancak işlemi yapan idari makamın geri alma veya idari yargı mercilerinin iptal kararı vermesi hâlinde işlem hukuken tamamen ortadan kalkar.
İptal davası, hukuka aykırı bir idari işlemin hukuk düzeninden çıkarılmasını sağlayan en etkili hukuki yollardan biridir.
- Kimler açabilir? İdari işlemden kişisel, meşru ve güncel menfaati etkilenen kişiler.
- Süre: Genel olarak 60 gün içinde dava açılmalıdır.
- Sonuç: İşlemin iptali hâlinde, işlem geçmişe etkili olarak ortadan kalkar ve hukuk düzeninde hiç yapılmamış sayılır.
Örneğin; hukuka aykırı olarak yapılan bir ruhsat iptali, haksız görevden uzaklaştırma, usule aykırı verilen disiplin cezaları veya imar uygulamaları iptal davasına konu edilebilecek işlemler arasındadır. Bu davaların, teknik uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bir idari dava avukatı tarafından yürütülmesi tavsiye edilir.
2. Tam Yargı Davası
Tam yargı davaları diğer adıyla idari tazminat davaları, İdari Yargılama Usulü Kanunu’na göre, hakları bir idari işlem nedeniyle ihlal edilen kişilerin, Danıştay, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde doğrudan tam yargı davası açabilmelerine imkân tanıyan davalardır. İdari işlem veya eylemler sonucunda kişisel hakkı ihlal edilen kişiler, uğradıkları zararların giderilmesi amacıyla tam yargı davası açabilirler. Bu kapsamda; Maddi zararların tazmini (örneğin hukuka aykırı kamulaştırma işlemleri, disiplin cezaları veya diğer idari tasarruflar nedeniyle uğranılan ekonomik kayıplar), manevi tazminat talepleri, idarenin haksız fiilleri sonucu ortaya çıkan zararların giderilmesi tam yargı davasının konusunu oluşturur.
İlgililer isterlerse iptal davası ve tam yargı davasını birlikte açabilir; isterlerse önce iptal davası açıp, bu davanın sonuçlanması üzerine verilen kararın tebliğinden itibaren veya kanun yolları tüketildikten sonra, yahut bir idari işlemin icrası sebebiyle ortaya çıkan zarar nedeniyle, icra tarihinden başlayan dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler.
İdari eylemlerden kaynaklanan hak ihlallerinde ise, ilgililerin idari dava açmadan önce, eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini talep etmeleri gerekmektedir. Bu başvurunun kısmen veya tamamen reddedilmesi hâlinde, ret kararının tebliğini izleyen günden itibaren; idare başvuruya 60 gün içinde cevap vermezse bu sürenin bitiminden itibaren, dava açma süresi içinde tam yargı davası açılabilir.
Görüldüğü üzere tam yargı davaları;
- İptal davası için öngörülen süre içinde doğrudan,
- İdari işleme karşı açılan iptal davasıyla birlikte,
- İptal davasının sonuçlanması üzerine kararın tebliğinden itibaren 60 günlük süre içinde, idari işlem veya idari eylemin özelliklerine göre Danıştay, İdare ve Vergi Mahkemelerinde, idare hukuku alanında uzman avukatlarımız aracılığıyla açılabilir.
İdari eylemden kaynaklanan zararların tazmininde ise, ilgililer idareye başvurma yükümlülüğünü yerine getirdikten sonra; bu talebin reddi üzerine 60 gün içinde, idarenin 60 gün sessiz kalması hâlinde ise bu sürenin sona ermesinden itibaren yine 60 gün içinde tam yargı davası açabilirler. Ayrıca adli yargıda açılan tam yargı davası görev yönünden reddedilirse, yeniden idareye başvurma şartı aranmaz.
Tam yargı davasında genel dava açma süresi; idari işlemin tebliğinden itibaren idare mahkemelerinde 60 gün, vergi mahkemelerinde 30 gün olup, bu süreler hak düşürücü niteliktedir ve tüm idari işlemler bakımından uygulanır (İYUK m.7).
3. İdari Sözleşmeden Kaynaklanan Davalar
İdari Yargılama Usulü Kanunu’na göre idari sözleşmeden kaynaklanan davalar; “Tahkim yolu öngörülmüş imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç olmak üzere, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi amacıyla yapılan her türlü idari sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklar” olarak tanımlanmaktadır. Yapılacak sözleşme ister özel hukuk hükümlerine tabi olsun, ister idari sözleşme niteliği taşısın, sözleşmeye kadar geçen süreçte idarenin gerçekleştirdiği tüm işlem ve tasarruflar idare hukuku kurallarına tabidir. Çünkü sözleşme imzalanmadan önce alınan kararlar, gerçekleştirilen işlemler ve yürütülen süreçler, niteliği gereği birer idari işlem ve idari tasarruftur.
Sözleşmenin uygulanması aşamasında idare, kendisine tanınan üstün yetkilere dayanarak çeşitli idari işlem ve eylemlerde bulunabilmektedir. Bu işlemler veya eylemler sonucunda taraflar arasında uyuşmazlık çıkması hâlinde hem iptal davası hem de tam yargı davası açılabilir. Sözleşmenin sona ermesinden sonra ortaya çıkan uyuşmazlıklar da idari davalar kapsamında değerlendirilir ve bu davaların çözümü idari yargı mercilerinin görevi dahilindedir.
İdari sözleşmeler, iki taraflı idari işlemler niteliğindedir. Anayasa’nın 125. maddesi, kamu hizmetleriyle ilgili imtiyaz sözleşmeleri ve bu sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların, şartları oluşmuşsa millî veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülebileceğini kabul etmektedir. Milletlerarası tahkime yalnızca yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda gidilebileceği de aynı maddede belirtilmiştir.
Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmelerinde tahkim yoluna gidilecek olması hâlinde tarafların uyması gereken esas ve usulleri belirlemek amacıyla 4501 sayılı Kanun yürürlüğe konulmuştur. Bu çerçevede idari sözleşmelere ilişkin uyuşmazlıklarda, yetkili idare mahkemesi kural olarak sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki mahkemedir.
İdari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların çözümü teknik ve uzmanlık gerektiren bir alan olduğundan, bu süreçlerde idare hukukunda deneyimli avukatlarımızdan profesyonel hukuki destek alabilirsiniz.
4. Yürütmenin Durdurulması
İdari işlemlere karşı dava açılması, çoğu zaman işlemin doğuracağı olumsuz sonuçların önüne geçmek için tek başına yeterli olmayabilir. Zira işlemin uygulanmaya devam etmesi, kişi açısından telafisi güç veya imkânsız zararların ortaya çıkmasına yol açabilir. Bu sebeple davacılar, iptal davasıyla birlikte mahkemeden yürütmenin durdurulması talebinde bulunabilir. Danıştay ve idare mahkemelerinde açılan iptal davalarında, esas karar verilmeden önce belirli şartların gerçekleşmesi durumunda tedbir niteliğinde yürütmenin durdurulması kararı alınması mümkündür. Yürütmenin durdurulması, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinde ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir.
Maddeye göre; “Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan işlemlerin yürütülmesi ise savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir.” Ancak kamu görevlileri hakkında alınan atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği ya da görevlendirme işlemleri uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerden sayılmamaktadır.
Yürütmenin durdurulması kararlarında, işlemin hangi nedenlerle açıkça hukuka aykırı olduğu ve uygulanması hâlinde doğacak telafisi güç zararların neler olduğu açık biçimde belirtilmelidir. Bu nedenle yürütmenin durdurulması talepli iptal davalarında profesyonel hukuki destek alınması önemlidir. Sürecin doğru yürütülmesi için Ankara idare hukuku avukatı olarak idare hukuku alanında tecrübeli avukatlarımızdan danışmanlık alınması yararlı olacaktır.
İdari Yargıya Başvuru Süreleri
İdari davalarda süreler oldukça kısadır ve bu süreler hak düşürücü niteliktedir.
- İptal ve tam yargı davalarında genel süre 60 gündür.
- Vergi uyuşmazlıklarında ise bu süre çoğu zaman 30 gün olarak uygulanır.
- Süreler kural olarak idari işlemin tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Bu sürelerin kaçırılması hâlinde dava açma hakkı ortadan kalkacağından, sürecin başında uzman bir idare mahkemesi avukatı ile hareket edilmesi önemlidir.
İdari Yargıda Görevli ve Yetkili Mahkemeler
Türkiye’de idari yargı üçlü bir yapıdan oluşmaktadır:
- İdare Mahkemeleri: Genel nitelikteki idari uyuşmazlıkları çözer.
- Vergi Mahkemeleri: Vergi, resim, harç ve mali yükümlülüklere ilişkin davalara bakar.
- Danıştay: Hem temyiz mercii hem de bazı davalar bakımından ilk derece mahkemesi sıfatıyla görev yapar.
Ankara, kamu kurumlarının merkezde olması ve Danıştay’ın burada bulunması nedeniyle idari davaların en yoğun şekilde görüldüğü illerden biridir. Bu nedenle Ankara’da idare hukuku uyuşmazlıkları ayrı bir öneme sahiptir. İdare mahkemelerinde görülen uyuşmazlıkların teknik yapısı, deneyimli bir idare mahkemesi avukatı tarafından takip edilmesini gerekli kılmaktadır.
Danıştay’ın Rolü
Danıştay, Türkiye’de idari yargının en üst mercii olup idare hukuku uygulamalarının şekillenmesinde belirleyici role sahiptir.
- Bazı önemli idari uyuşmazlıklarda ilk derece mahkemesi sıfatıyla görev yapar.
- Temel görevi ise idare ve vergi mahkemesi kararlarını temyiz yoluyla denetlemektir.
- Danıştay içtihatları, hem idarenin işleyişi hem de bireylerin hak arama özgürlüğü bakımından yol gösterici niteliktedir.
Bu sebeple Danıştay kararları, kamu kurumları ve bireyler açısından önemli ve bağlayıcı sonuçlar doğurur.
İdare Hukukunda Öne Çıkan Konu Alanları
1.Kamu Görevlileri ve Disiplin Davaları
Kamu görevlilerinin atanma, görevden alınma, disiplin cezaları, derece-kademe intibakı veya parasal haklara ilişkin işlemleri idari yargıya konu olabilir. Danıştay’ın özellikle kamu görevlileri hukukuna ilişkin yerleşik içtihatları, bu davalarda belirleyici niteliktedir. Ankara’da kamu görevlisi disiplin cezası avukatı arıyorsanız, idare hukuku alanında deneyimli ekibimizle yanınızdayız. Kamu görevlilerine yönelik disiplin cezalarına karşı açılacak davalarda, Ankara disiplin cezası avukatı kadromuz tarafından detaylı hukuki değerlendirme yapılmaktadır.
2. İmar ve Kamulaştırma Davaları
İmar ve kamulaştırma hukuku, idare hukukunun en yoğun başvuru alanlarından biridir.
Bu kapsamda özellikle:
• İmar planlarının iptali,
• Kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma davaları,
• Ruhsat iptallerine ilişkin uyuşmazlıklar,
gibi işlemler idari yargıya taşınabilir. İmar planlarının ve idari işlemlerin şehir planlaması, mülkiyet hakkı ve kamu yararı açısından taşıdığı önem nedeniyle bu alandaki davalar teknik bir uzmanlık gerektirir
3.Vergi Uyuşmazlıkları
Vergi tarhiyatı, vergi cezaları veya ödeme emirlerine karşı mükelleflerin başvurabileceği hukuki yollar mevcuttur. Vergi mahkemelerinde açılan iptal davaları ile yürütmenin durdurulması talepleri, mükelleflerin mali haklarının korunması açısından en etkili hukuki araçlardandır. Vergi uyuşmazlıklarında sürelerin kısa olması nedeniyle sürecin titizlikle takip edilmesi önem taşır.
4. Kamu İhaleleri ve İdari Sözleşmeler
Kamu ihalelerine katılan şirketlerin hak kaybına uğraması, ihale şartnamelerindeki hukuka aykırılıklar veya idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar da idare hukukunun önemli konuları arasındadır. Kamu ihale işlemleri, hem hızlı hareket edilmesi hem de teknik değerlendirme yapılması gereken süreçlerdir.
İdare Hukuku Avukatları Olarak Başlıca Hizmetlerimiz
• Kamu görevlileriyle ilgili mevzuattan kaynaklanan uyuşmazlıklar
• Atama, geçici görevlendirme, atanamama ve ilişik kesme işlemlerinin iptaline ilişkin davalar
• Kamu görevlilerinin parasal haklarından kaynaklanan tüm idari davalar
• Disiplin cezalarına (uyarma, kınama, aylıktan kesme, göreve son verme vb.) karşı açılan davalar
• Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Taşıma Kanunu’ndan doğan uyuşmazlıklar
• Kamu İhale Kanunu kapsamındaki idari işlemler
• Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ilişkin davalar
• Üst kurulların düzenleme ve işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar
• İmar planlarının iptaline ilişkin idari davalar
• İmar yıkım kararları ve imar para cezalarından doğan davalar
• Her türlü ruhsat iptaline ilişkin davalar
• OHAL Komisyonu kararlarına karşı dava süreçleri
• İmar affı uygulamalarından kaynaklanan uyuşmazlıklar
• Tam yargı (tazminat) davaları
• Terör mevzuatından kaynaklanan tazminat talepleri
• İmar mevzuatı nedeniyle açılan tazminat davaları
• Trafik ve taşıma mevzuatından kaynaklanan tazminat davaları
Ayrıca, idari yargıda kural yazılı yargılama olmakla birlikte bazı istisnai davalarda ivedi yargılama usulü uygulanır (İYUK m.20/A). Bu usule tabi davalar:
• İhaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerine ilişkin davalar
• Acele kamulaştırma işlemleri
• Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarına karşı açılan davalar
• 2634 sayılı Kanun kapsamında satış, tahsis ve kiralama işlemleri
• 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca ÇED kararlarına karşı açılan davalar (idari yaptırımlar hariç)
• 6306 sayılı Kanun kapsamında alınan Bakanlar Kurulu kararlarına karşı açılan davalar
Alkan & Karakurt Hukuk Bürosu ile Çalışmanın Avantajları
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi, dava açma sürelerinin doğru tespit edilmesi, delillerin zamanında sunulması ve etkili bir dava stratejisi oluşturulması, idari yargıda başarıyı doğrudan etkileyen unsurlardır. Bu çerçevede, idari uyuşmazlıklarla karşılaşan kişilerin idari dava avukatı, idare mahkemesi avukatı veya idare hukuku alanında uzman bir hukukçudan destek alması sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar.
Çalışma hayatı ve idare ile birey arasındaki uyuşmazlıkların doğru şekilde yönetilmesi, ileride doğabilecek daha büyük hukuki ve ekonomik risklerin önüne geçilmesi bakımından büyük önem taşır. Büromuz, hem bireysel hem de kurumsal müvekkillerine güvenilir, çözüm odaklı ve süreci etkin biçimde yöneten hukuki destek sunmayı amaçlamaktadır. Kurucu avukatlarımızın akademik çalışmaları ve yayınları, idare hukuku alanındaki yargı uygulamalarını yakından takip etmemizi ve doktrindeki güncel tartışmaları dava stratejilerine yansıtmamızı sağlamaktadır. Bu sayede hem teorik zeminde güçlü hem de uygulamada sonuç odaklı bir yaklaşım geliştiriyor; her dosyada doktrin, içtihat ve pratik tecrübeyi birlikte kullanarak müvekkillerimize nitelikli hukuki çözümler sunuyoruz.
Ankara’da idare hukuku avukatı arayışında olan müvekkillerimiz için; idari işlemlerin iptali, tam yargı davaları, kamu kurumlarıyla yaşanan uyuşmazlıklar ve idari yargıya ilişkin tüm süreçlerde profesyonel hukuki danışmanlık hizmeti vermekteyiz. Uyuşmazlığınızın hukuki yönden doğru değerlendirilmesi ve sürecin etkin, zamanında ve stratejik biçimde yönetilmesi için ekibimizle birlikte çalışabilirsiniz.
İletişim ve Hukuki Destek
Alkan & Karakurt Avukatlık ve Arabuluculuk Bürosu’nun internet sitesinde yer alan iletişim numaraları üzerinden bize ulaşabilir; randevu oluşturarak idari uyuşmazlığınıza ilişkin hukuki destek talep edebilirsiniz. Büromuz, yalnızca dava aşamasında değil, uyuşmazlık doğmadan önce önleyici hukuk ve danışmanlık kapsamında da müvekkillerine idare hukuku alanında yol gösterici destek sunmaktadır.
