Güven Sorumluluğundan Kaynaklı İlan Yoluyla Ödül Sözü Verme

Güven Sorumluluğundan Kaynaklı İlan Yoluyla Ödül Sözü Verme

TARAFLAR ARASINDA BİR GÜVEN İLİŞKİSİNİN KURULMASI

Güven sorumluluğundan söz edilebilmesi için öncelikle bir güven ilişkisinin ortaya çıkabileceği bir işlemin varlığına ihtiyaç duyulmaktadır ve kurulan bu güven ilişkisinin korunmaya değer bir güven olması gerekmektedir. Korunmaya değer güvenin objektif temellere dayanmış olması gerekmektedir. Başka bir deyişle, sadece güvenen kişi açısından değil, makul orta zekâlı bir kişi tarafından da, karşı tarafın davranışlarının güvene sebep olduğu anlaşılabilir olmalıdır. Güvenin varlığı sübjektif esaslara göre değerlendirilmemelidir. Kurulan bu güven ilişkisinin ihlal edilmesi halinde güven sorumluluğundan bahsedilebilecektir .

İlan yoluyla ödül sözü verme konusunda güven ilişkisinin oluşabilmesi için öncelikle ilan yoluyla ödül sözü vermenin şartları olan ilana ilişkin, ödüle ilişkin ve edime ilişkin şartların gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu şartlar yerine getirilmek suretiyle yapılan bir ilanı görerek, ilanda verilen söze güvenilmesi durumunda ilanı yapan ile ilanı görerek ödülün verileceğine güvenen kişi arasında güven ilişkisi ortaya çıkmaktadır. Aynı şekilde ödül sözü verme konusunda da, ödüllü yarışma vaadinin şartları yerine getirilerek yapılmış bir ilanı görerek ödül verme sözüne güvenen kişi ile sözü veren arasında bir güven ilişkisi meydana gelmiş bulunmaktadır. Burada bahsedilmesi gereken husus, tarafların henüz birbirlerini tanımamış ve hatta görmemiş olmaları durumunda dahi aralarında bir güven ilişkisinin mevcut bulunmasıdır. Burada sübjektif esasa göre bir değerlendirme yaparak güven ilişkisinin varlığını aramak yerinde olmayacaktır. Makul ve orta zekâlı bir kişinin ilanı gördüğünde sözü veren kişiye güven duyması, güven ilişkisinin varlığını açısından yeterlidir. Başka bir deyişle, ilanın yoluyla bir ödül sözünün verilmiş olması ve bir kişinin buna güvenmesi, güven ilişkisinin doğumu için yeterlidir.

İlan yoluyla ödül sözü verildikten sonra, ilandaki ödülün verileceğine güvenerek işlem yapan kişi veya kişiler, bazı masraflar yapmış olabilirler. Örneğin, bir ilan yapılarak, ilanda yazılı şartları taşıyan bir binanın maketinin yapılması karşılığında 10.000TL ödül verileceği yazılıysa ve bu ilanı gören kişiler, işe girişerek mimarlarla anlaşmış veya maket yapımı için malzeme satın almışlarsa bu durumda ilana güvenerek işlem yapılması durumu söz konusudur. Güven sorumluluğundan bahsedilebilmesi için verilen ilana güvenilerek işlem yapılması gerekmektedir.

Ödüllü yarışma vaadi konusunda da aynı durum geçerlidir. İlan ile ödüllü yarışma vaadinde bulunulduktan sonra, bu ilanı gören kişinin ilandaki ödülün verileceğine ilişkin güven duyması güven ilişkisinin doğması için yeterlidir. Bir örnek vermek gerekirse, bir ilan yapılarak, ilandaki şartları taşıyan bir binanın maketini yapanlar arasından seçilecek olan birinciye 10.000TL, ikinciye 5.000TL ve üçüncüye 1.000TL ödül verilecektir denmişse ve kişiler ilana güvenerek bazı masraflar yapmışlarsa, burada da güvene dayanarak işlem yapılması söz konusu olacaktır.

FİİL İLE GÜVEN İLİŞKİSİNİN İHLALİ

Güven ilişkisinin doğduğu işlem ile güven ilişkisi meydana geldikten sonra taraflardan birinin fiili ile bu güven ilişkisini ihlal etmesi durumu güven sorumluluğunun ikinci şartını oluşturmaktadır.
İlan yoluyla ödül sözü vermede güven sorumluluğunun meydana gelebilmesi için, sözü veren ile bu söze güvenen kişi arasında meydana gelen güven ilişkisinin ihlal edilmiş olması gerekmektedir. Bu ihlal, ancak sözü verenin bir fiiliyle meydana gelebilecektir. İlan yoluyla ödül sözü verme konusunda, söze güvenen kişinin yapacağı fiil güven ilişkisini ihlal edemeyecektir. İlan yoluyla ödül sözü verme konusunda, güven ilişkisini ihlal eden fiil ödül sözü verenin sözünden caymasıdır. Ödül sözünü veren kişinin sözünden cayması durumu ödüllü yarışma vaadinde de mevcuttur.

İlan yoluyla ödül sözü verenin fiilinin sözden dönme olabilmesi veya başka bir şekilde sonucun gerçekleşmesini önlemesi durumu TBK. m. 9/2’de düzenlenmiştir. Buna göre; ‘‘Ödül sözü veren, sonucun gerçekleşmesinden önce sözünden cayarsa veya sonucun gerçekleşmesini engellerse, dürüstlük kurallarına uygun olarak yapılan giderleri ödemekle yükümlüdür. Ancak, bir ya da birden çok kişiye ödenecek giderlerin toplamı, ödülün değerini aşamaz’’. Hükümde, sonucun gerçekleşmesinden önce sözden cayma durumu veya sonucun gerçekleşmesinin önlenmesinden bahsedilmiştir. Edimin ifası anından itibaren ödül sözü verenin ödülü, edimi ifa edene verme yükümlülüğü ortaya çıkacaktır ve sözü veren, ödülü vermekten kaçınırsa burada caymadan söz edilemeyecektir.

ZARAR 

Öncelikle, güven esasına göre sorumluluğun oluşabilmesi için bir zarar doğmuş olması gerekmektedir. Başka bir deyişle, zarar doğmadığı sürece güven esasına göre alınacak olan bir tazminattan bahsedilemeyecektir. Burada zarar, malvarlığı zararı olarak nitelendirilen maddi zarar olabileceği gibi kişilik haklarına verilen manevi zarar da olabilir. Fakat güven sorumluluğu söz konusu olduğunda önemli olan menfi ve müspet zarar kavramlarıdır . Maddi zarar, mevcut mal varlığının azalması suretiyle ve meydana gelecek mal varlığının azalması ya da mevcut malvarlığının artmasına engel olunmasıyla ortaya çıkabilir. Buradaki zarar daha çok, zarar gören şahsa hasıl olan haklı güveninin boşa çıkmasından dolayı maruz kaldığı (menfi) zarardır . Müspet zarar ise, sözleşme gereği gibi ifa edilseydi kişinin ekonomik durumundaki meydana gelmesi gereken artış ile şimdiki durumu arasındaki fark olarak açıklanabilir. Burada kazanç kaybı söz konusudur. Manevi tazminatlar ise, sözleşme sorumluluğu kapsamında nasıl değerlendirildiği ile ilgilidir. Zarar meydana geldiğinde, kişilik varlığı değerinde bir eksilme meydana gelmişse, zarar gören taraf manevi tazminatı da güven sorumluluğu kapsamında isteyebilecektir . Üçüncü kişilerin gördüğü zararlar ise güven sorumluluğu kapsamında nitelendirilmezler; ancak üçüncü kişi, taraflardan birinin koruması altındaki bir kişiyse ve diğer taraf bu kişiye zarar vermişse, güven ilişkisinin ihlali söz konusu olacağından hakkaniyete uygun ölçüde bir tazminat talep edilebilir .
 

İlan yoluyla ödül sözü verme konusunu ve ödüllü yarışma vaadi kavramlarını farklı farklı açıklamak zarar konusu açısında önem arz etmektedir. Öncelikle, ilan yoluyla ödül sözü vermede, ilan verilmiş, kişi veya kişiler bu ilana güvenerek bazı masraflar yapmış ve ilanı veren kişi ilanından caymışsa bu durumda masraf yapan kişiler zarara uğramış olacaklardır. Bu zararın sebebi de, zarar gören kişilerin ilana güvenerek işlem yapmalarıdır. Burada ödül sözünü veren kişinin güven sorumluluğu kapsamında bu zararları karşılaması gerekmektedir. Kanımca, ödül sözü verenin karşılaması gereken zarar menfi zararlar olmalıdır. Başka bir deyişle, sözleşme yapılmasaydı, zarar görenin malvarlığının, sözleşme yapılmadan önceki durumu ile şimdiki durumu arasındaki farkın zarar olarak kabul edilmesi ve karşılanması gerekmektedir.
 

Kanımca, ödüllü yarışma vaadinde de, sözünden cayan kişinin, ilana güvenerek masraf yapan kişilerin menfi zararlarını karşılaması gerekmektedir. Ancak, belirtmek gerekir ki, ödüllü yarışma vaadinde, biraz önce verilen örneğe göre, sadece ilk üç sıraya girenlere ödül verileceği ilanda belirtilmiş ve ilana güvenilerek masraf yapılmasına rağmen ilk üç sıraya girilememişe, yapılan masraflar güven esasına göre istenemez; çünkü burada, güveni ihlal eden fiili olan cayma fiili yoktur.

GÜVEN İLİŞKİSİNİ İHLAL EDEN FİİL İLE MEYDANA GELEN ZARAR ARASINDA UYGUN İLLİYET BAĞI

Öncelikle uygun illiyet bağı kavramını açıklamak uygun olacaktır. Uygun illiyet bağı, hayatın genel akışına, genel iş anlayışına veya fiilin doğasında o sonucu doğurma yapısına göre bir bağlantı olması anlamına gelmektedir.

Güven sorumluluğunun dördüncü şartını uygun illiyet bağı oluşturmaktadır. Başka bir deyişle, güven sorumluluğundan bahsedilebilmesi için güven ilişkisini ihlal eden fiil ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağı bulunması gerekmektedir.

İlan yoluyla ödül sözü verme konusunda, başlangıçta ilan yoluyla ödül verme sözünün şartlarını bulunduran bir ilan verilmiş olması gerekmektedir. Bundan sonra, yapılan bu ilanın görülmesi ve bu ilanda belirtilen ödül verme sözüne güvenilerek bazı masrafların yapılmış olması gerekmektedir. İlan verenin bu sözünden cayması sebebiyle, ilana güvenerek işlem yapan kişinin zarara uğraması durumunda tazminat talep edilebilmektedir. Başka bir deyişle, ilanı veren kişinin sözünden cayması sebebiyle bu ilana güvenerek masraf yapan kişi zarara uğrayacağından, cayma fiili ile güven sebebiyle meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekmektedir.

GÜVEN İLİŞKİSİNİ İHLAL EDEN DAVRANIŞIN KUSURLU OLMASI

Güven sorumluluğundan bahsedebilmek için gerekli olan beşinci ve son şart güven ilişkisini ihlal eden davranışın kusurlu olmasıdır. İstisnai durumlarda, yani kanunun açıkça öngördüğü durumlarda, kusur olmasa dahi sorumluluk olacaktır ; ancak ilan yoluyla ödül sözü vermeden doğan güven sorumluluğu kusursuz sorumluluk hallerinden değildir. Davranışın kusurlu olmasından bahsetmeden önce kusur kavramını açıklamak gerekmektedir. ‘‘Hukuk düzeninin hoş görmediği, kınadığı davranış biçimine ya da hukuka aykırı sonucu istemek veya bu sonucu istememekle birlikte, hukuka aykırı davranıştan kaçınmak için iradesini yeterince kullanmamaya kusur denir’’ .

Kusur hakkında iki farklı teori mevcuttur. Bu teoriler sübjektif ve objektif kusur teorileridir. Bunlardan sübjektif kusur teorisine göre kusur, failin psikolojik ve moral şartlarına göre değerlendirilir ve ilan yoluyla ödül sözü vermeden doğan güven sorumluluğu açısından bir önemi bulunmamaktadır. Objektif kusur ise failin kendi sübjektif özelliklerine göre nitelendirilmediği teoridir. Buna göre objektif bir tip ele alınır ve bu tip, fail ile aynı sosyal çevre veya meslek grubundan olup aynı şartlar altında yaşayan makul, orta zekâlı ve dürüst bir kişi olarak nitelendirilir. Zarar veren failin davranışıyla bu tipin davranışı uyuşmuyorsa burada kusurdan söz edilir . Ceza hukukunda sübjektif kusur uygulama alanı bulsa da, sorumluluk hukukunda objektif veya objektifleştirilmiş kusur söz konusudur. Dolayısıyla, ilan yoluyla ödül sözü verme konusunda objektif kusur ön plana çıkmaktadır.

Kusur kavramı kast ve ihmal şeklinde ortaya çıkabilir. İlan yoluyla ödül sözü vermeden doğan güven sorumluluğunda kusurlu davranış cayma fiili olduğu için ihmalden bahsetmek mümkün olmayacaktır.

İLAN YOLUYLA ÖDÜL SÖZÜ VERME KONUSUNDA ORTAYA ÇIKAN GÜVEN SORUMLULUĞUNUN HÜKÜM VE SONUÇLARI

İlan yoluyla ödül sözü vermeden doğan güven sorumluluğunun hüküm ve sonuçları kısmında özellikle tazminat yükümlülüğü ön plana çıkmaktadır.

Öncelikle ilan yoluyla ödül sözü vermeye ilişkin şartlar ve sonrasında da ilan yoluyla ödül sözü vermeden doğan güven sorumluluğuna ilişkin şartlar gerçekleştikten sonra, kusurlu davranışı sebebiyle zarara sebep olan kişi, zarar görenin uğradığı menfi zarar kadar; fakat ödül miktarını aşmayacak bir tazminat ödeme yükümü altına girmektedir.

İlan yoluyla ödül sözü verme konusu TBK. m. 9’da düzenlenmiştir ve bu madde içerisinde güven sorumluluğu ikinci fıkra hükmünden doğmaktadır. Buna göre TBK. m. 9/2; ‘‘Ödül sözü veren, sonucun gerçekleşmesini engellerse, dürüstlük kurallarına uygun olarak yapılan giderleri ödemekle yükümlüdür. Ancak, bir ya da birden çok kişiye ödenecek giderlerin toplamı, ödülün değerini aşamaz’’ demektedir.

İlan yoluyla ödül sözü vermeden doğan güven sorumluluğundaki tazmin edilmesi gereken zarar, Türk-İsviçre hukukunda menfi zarar olarak nitelendirilmektedir. Müspet zararda, sözleşme kurulmuş durumdadır; ancak edimler gereği gibi ifa edilmediği için bir zarar doğmuş olmaktadır. Fakat menfi zarar ise, sözleşmenin geçersiz ya da kurulamamış olması sebebiyle uğranılan zarar anlamına gelmektedir . Başka bir deyişle menfi zarar, ‘‘sözleşmenin kurulacağına, geçerli olacağına duyulan güvenin boşa çıkmasından kaynaklandığı için, alacaklının mal varlığının hali hazır durumu ile sözleşmeye güvenmeseydi arz edeceği durum arasındaki farktır’’.

Yargıtay, zarara uğrayanın yaptığı masraflar dışında, belli bir miktar da manevi tazminat ödenmesi gerektiği yönünde bir karar vermiştir .
Belirtilmesi gereken bir diğer husus da, TBK m. 9/2’deki; ‘‘bir veya birden çok kişiye ödenecek giderlerin toplamı, ödülün değerini aşamaz’’ hükmüdür. Burada, ilan yoluyla ödül sözü verme ile ödüllü yarışma vaadi arasında bir fark bulunmaktadır. İlan yoluyla ödül sözü vermede, ödülün miktarı bellidir ve bu miktar aşılmayacaktır; ancak ödüllü yarışmada durum farklıdır. Kanımca, ödüllü yarışma vaadi söz konusu olduğunda, birden çok ödül söz konusuysa, bu durumda ödenecek zarar bu üç ödülün toplamını aşmamalıdır. Bir örnek vermek gerekirse, birinciye 10.000TL, ikinciye 5.000TL ve üçüncüye 1.000TL ödül vaad edilmiş ve ödül sözü veren sözünden caymışsa, zararın karşılanması için ödenmesi gereken tutarın 10.000TL+5.000TL+1.000TL=16.000TL’yi geçmemesi gerekmektedir.

Son olarak, tazminatın ödenebilmesi için, yapılan giderlerin dürüstlük kuralına uygun olarak yapılması ve TBK m. 9/3’e göre, giderin ödenmesini isteyenin, beklenen sonucu gerçekleştiremeyeceğinin ispat edilmemiş olması gerekmektedir .