Tapu Kaydının Düzeltilmesi Davası Nedir, Hangi Hallerde Açılır? Şartları ve Yargıtay Uygulaması
A. Giriş
Tapu kayıtları, taşınmazlar üzerindeki mülkiyet ve ayni hakların hukuki güvenliğini sağlayan temel resmi belgelerdir. Bu kayıtların doğru, eksiksiz ve gerçeğe uygun tutulması hem bireylerin mülkiyet hakkının korunması hem de taşınmaz hukukunda istikrarın sağlanması açısından büyük önem taşır. Ancak uygulamada, özellikle eski tarihli tapu kayıtlarında; kimlik bilgilerinin hatalı yazılması, nüfus kayıtlarıyla uyumsuzluklar veya maddi yanlışlıklar nedeniyle ciddi sorunlarla karşılaşılabilmektedir.
Bu tür hatalar, her zaman tapu iptalini veya mülkiyetin değiştirilmesini gerektirmez. Bazı durumlarda sorun, yalnızca tapu sicilinde yer alan teknik ve maddi bir yanlışlıktan kaynaklanır. İşte bu noktada tapu kaydının düzeltilmesi davası, mülkiyet hakkına dokunulmaksızın, tapu sicilinin gerçeğe uygun hâle getirilmesini sağlayan özel bir hukuki yol olarak karşımıza çıkar.
Uygulamada sıklıkla tapu iptal ve tescil davası ile karıştırılan bu dava türü, yanlış açılması hâlinde telafisi güç hak kayıplarına neden olabilmektedir. Özellikle Ankara’da görülen taşınmaz ve miras uyuşmazlıklarında, doğru dava türünün belirlenmesi sürecin kaderini doğrudan etkilemektedir. Uygulamada sıkça tapu iptal ve tescil davası ile karıştırılan bu dava türü, niteliği ve sonuçları bakımından tamamen farklıdır. Özellikle Ankara’da görülen taşınmaz ve miras uyuşmazlıklarında, yanlış dava türünün seçilmesi ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. Bu nedenle tapu kaydının düzeltilmesi davasının kapsamı, sınırları ve hukuki niteliğinin doğru anlaşılması büyük önem taşır. Bu yazıda; tapu kaydının düzeltilmesi davasının hukuki niteliği, hangi durumlarda açılabileceği ve hangi hâllerde bu yola başvurulamayacağı, Yargıtay kararları ışığında açıklanmaktadır.
B. Tapu Kaydının Düzeltilmesi Davası Nedir?
Tapu kaydının düzeltilmesi davası; tapu sicilinde yer alan maddi, açık ve bariz hataların, mülkiyet hakkında herhangi bir değişikliğe yol açmaksızın giderilmesini amaçlayan bir dava türüdür. Bu davada esas olan, tapuda kayıtlı malik ile gerçekte hak sahibi olan kişinin aynı kişi olduğunun tespit edilmesidir.
Bu nedenle söz konusu dava, taşınmazın kime ait olduğuna ilişkin bir çekişme doğurmayan, çekişmesiz yargı işi niteliğindedir. Tapu sicilinin tutulmasından sorumlu olan tapu müdürlüğü davada yalnızca yasal hasım (ilgili) sıfatıyla yer alır.
C. Tapu Kaydının Düzeltilmesi Davası Hangi Hatalar İçin Açılabilir?
Bu dava yalnızca tapu kaydındaki mülkiyet aktarımına yol açmayan hatalar için açılabilir. Uygulamada en sık karşılaşılan durumlar şunlardır:
- Malik veya murisin ad ve soyadının eksik ya da yanlış yazılması
- Anne veya baba adının hatalı gösterilmesi
- Doğum tarihinin yanlış kaydedilmesi
- Yazım, harf veya rakam hataları
- Nüfus kayıtları ile tapu bilgileri arasındaki açık uyumsuzluklar
Bu tür hatalarda amaç; tapu kaydını, gerçek durumu yansıtacak şekilde teknik olarak düzeltmektir.
D. Tapu Kaydının Düzeltilmesi Davası Hangi Hallerde Açılamaz?
En önemli ayrım noktası burada ortaya çıkar. Eğer talep edilen düzeltme: taşınmazın malikini değiştiriyor, pay oranlarını artırıyor veya azaltıyor, üçüncü kişilerin mülkiyet iddiasını etkiliyor, mirasçılar arasında hak paylaşımına neden oluyorsa artık tapu kaydının düzeltilmesi davasından söz edilemez.Bu gibi durumlarda dava, mülkiyet hakkına ilişkin çekişmeli bir dava hâline gelir ve tapu kaydının düzeltilmesi yoluyla çözümlenmesi hukuken mümkün değildir.
E. Muristen Kalan Taşınmaz Başkası Adına Tescilli İse Hangi Dava Açılır?
Uygulamada sıkça karşılaşılan bir diğer durum, muristen kalan taşınmazın mirasçı olmayan bir kişi adına tapuda kayıtlı olmasıdır. Bu hâlde gerçek mirasçıların açması gereken dava tapu iptal ve tescil davasıdır. Çünkü bu durumda artık yalnızca bir kayıt hatası değil, doğrudan mülkiyetin kime ait olduğu tartışma konusudur. Bu tür taleplerin tapu kaydının düzeltilmesi davası ile ileri sürülmesi mümkün değildir.
F. Görevli Mahkeme ve Yargılama Usulü
Tapu kaydının düzeltilmesi davaları, çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğundan Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Mahkeme, bu davalarda resen araştırma ilkesi gereği delilleri kendiliğinden toplar. Ancak yargılama sırasında mülkiyet ihtilafı doğması veya üçüncü kişilerin hak iddiasında bulunması hâlinde, dava çekişmesiz yargı kapsamından çıkmaz; yalnızca reddedilmesi gündeme gelir. Bu durumda dosyanın asliye hukuk mahkemesine gönderilmesi de mümkün değildir.
G. Yargıtay Uygulaması Ne Yöndedir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.08.2020 tarihli kararında; tapu müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılan tapu kaydının düzeltilmesi davalarında, gerçekte tapu müdürlüğü ile davacı arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı açıkça ifade edilmiştir. Kararda, tapu sicilini tutmakla görevli ve sorumlu olan tapu müdürlüğünün davada yalnızca yasal hasım (ilgili) sıfatıyla yer aldığı, yargılamanın tarafı olmadığı vurgulanmıştır. Bu kapsamda, davacı ile tapu müdürlüğünün uzlaşması suretiyle uyuşmazlığın sona erdiğinden söz edilemeyeceği gibi, tapu müdürlüğünün davayı kabul etmesinin de hukuki bir sonuç doğurmayacağı belirtilmiştir. Bu gerekçelerle, tapu kaydının düzeltilmesine ilişkin taleplerin çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğu ve bu davalarda Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli bulunduğu kabul edilmiştir. Ayrıca, tapu sicilinin doğru tutulması yükümlülüğünün devlete ait olması nedeniyle, mahkemenin resen araştırma ilkesi uyarınca delilleri kendiliğinden toplaması gerektiği ifade edilmiştir.
Her ne kadar bu tür davalarda verilen kararlar kesin hüküm teşkil etmese de, düzeltme ya da tespit kararı verilebilmesi için mahkemece sağlıklı ve titiz bir inceleme yapılması zorunludur. Bu kapsamda, tapu kaydındaki malik ile davacı veya murisinin aynı kişi olduğunun, şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Yapılan inceleme sonucunda tapu kayıtları ile nüfus kayıtları arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığı takdirde, istemin kabulüne karar verilmesi gerekir.
Kimlik bilgilerinin düzeltilmesi sırasında, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir ifadeyle mülkiyet aktarımına neden olunmaması esastır. Nitekim HMK’nın 382/ç-1. maddesinde, yalnızca taşınmaz üzerinde taraf oluşturulmasına ve hak ihlaline yol açmayan düzeltmeler çekişmesiz yargı işi olarak düzenlenmiştir. Bu çerçevede, davacının tapu kaydındaki malik ile kendi murisinin aynı kişi olduğunu ileri sürerek tapu müdürlüğüne yönelttiği davada; dava dışı kişilerin, kayıt malikinin kendi murisleri olduğunu iddia ederek çekişme yaratmaları hâlinde dahi, görülmekte olan dava çekişmesiz yargı kapsamından çıkmaz. Ancak böyle bir durum, mülkiyetin nakline yol açılmaması açısından yalnızca davanın reddi sebebi oluşturabilir. Öte yandan, verilen bir görevsizlik kararı üzerine görevli mahkemede görülmeye başlanan dava, yeni bir dava olmayıp, görevsiz mahkemede açılan davanın devamı niteliğindedir. Bu nedenle, tapu kaydının düzeltilmesi veya tespit istemiyle açılan bir dava sırasında çekişme çıkması ya da mülkiyetin nakli ihtimalinin ortaya çıkması hâlinde, görevsizlik kararı verilerek davanın asliye hukuk mahkemesinde sürdürülmesi mümkün değildir. Zira ortaya çıkan çekişmenin tarafı tapu müdürlüğü olmayıp, davacının tapu müdürlüğüne karşı maddi hukuk anlamında ileri sürebileceği bir mülkiyet talebi de bulunmamaktadır.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 04.04.2019 tarih ve 2017/1-1261 E., 2019/408 K. sayılı kararında da; yargılama usullerinin farklı olması ve çekişmesiz yargı işlerinde teknik anlamda bir hasım bulunmaması nedeniyle, davaya görevsizlik kararı verilerek asliye hukuk mahkemesinde devam edilemeyeceği açıkça kabul edilmiştir.
Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 04.04.2019 tarihli bir başka kararında; paylı mülkiyete tabi bir taşınmazda payların toplamının payda ile örtüşmemesi ve açıkta kalan payların davacılar adına yazılması suretiyle düzeltme talep edilmesi hâlinde, bu istemin mülkiyet hakkına ilişkin olduğu belirtilmiştir. Mahkemece yapılan düzeltim sonucunda davacı paylarında artış meydana gelmesi ve diğer paydaşların da bu paylar üzerinde hak iddia edebilecek olmaları karşısında, davanın tapu kaydının düzeltilmesi davası olarak ve çekişmesiz yargı kapsamında görülmesinin mümkün olmadığı vurgulanmıştır. Bu nedenle, davanın reddi gerekirken mülkiyet nakline yol açacak şekilde kabul kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir.
Sonuç olarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında istikrarlı biçimde benimsendiği üzere; tapu kaydının düzeltilmesi davaları, mülkiyet nakline veya pay artışına yol açacak şekilde kullanılamaz. Bu davalar yalnızca kimlik bilgileri ve maddi hataların düzeltilmesi ile sınırlıdır. Dava türünün yanlış belirlenmesi hâlinde davanın reddi kaçınılmaz olup, ciddi hak kayıplarıyla karşılaşılması mümkündür.
H. Sonuç
Tapu ve taşınmaz davaları, teknik ve sonuçları itibarıyla telafisi güç zararlar doğurabilen dava türlerindendir. Özellikle Ankara’da eski tapu kayıtları, muris intikalleri ve paylı mülkiyet kaynaklı uyuşmazlıklarda doğru hukuki yolun belirlenmesi büyük önem taşır. Yanlış dava açılması yalnızca zaman kaybına değil, aynı zamanda ciddi ekonomik kayıplara da yol açabilmektedir. Bu nedenle tapu kaydının düzeltilmesi davası açılmadan önce, somut olayın dikkatle değerlendirilmesi ve alanında deneyimli bir Ankara gayrimenkul avukatından hukuki destek alınması gereklidir.
Tapu kaydının düzeltilmesi davası, tapu sicilinde yer alan maddi ve teknik hataların giderilmesini amaçlayan, ancak mülkiyet hakkını değiştirmeyen özel bir dava türüdür. Bu davanın, tapu iptal ve tescil davalarıyla karıştırılmaması büyük önem taşır. Somut olayın doğru analiz edilmesi ve doğru dava türünün seçilmesi, hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından belirleyicidir. Profesyonel hukuki destekle yürütülen bir süreç, tapu kayıtlarının güvenliğini ve mülkiyet hakkının korunmasını sağlar.
