|

Sözlü Mülakatın İptali Davası

Sözlü Mülakatın İptali Davası

Yargı Kararları Doğrultusunda Sözlü Sınav İptali Davası

A. Giriş 

Sözlü sınavlar, kamu görevine girecek kişilerin belirlenmesi amacıyla yazılı sınavın ardından uygulanan ve adayların mesleki bilgi, genel kültür ve ifade yeteneklerinin ölçülmesini hedefleyen sınav türlerindendir. Uygulamada sözlü sınavlar genellikle adaylarla birebir yapılan görüşmeler şeklinde gerçekleştirilmekte olup, adaylara kendi alanlarına ve genel yeteneklerine ilişkin sorular yöneltilmektedir. Ancak sözlü sınavların nasıl yapılacağına, hangi kriterlere göre değerlendirileceğine ve puanlamanın ne şekilde gerçekleştirileceğine ilişkin tek tip ve bağlayıcı bir düzenlemenin bulunmaması, bu sınavları hukuki tartışmaların merkezine yerleştirmektedir.

Sözlü sınav sonucunda başarısız sayılan adaylar bakımından, söz konusu işlemin idari yargı denetimine tabi olup olmadığı, denetimin kapsamı ve sınırları büyük önem taşımaktadır. Bu noktada yargı kararları, sözlü sınavların mutlak biçimde idarenin takdir yetkisi kapsamında değerlendirilemeyeceğini ve hukuka uygunluk denetimine elverişli olması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

B. Sözlü Sınav Sonucuna Karşı Dava Açma Süresi ve Usulü 

Sözlü sınav sonucuna karşı, sonucun öğrenildiği tarihten itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde idari işlemin iptali davası açılması mümkündür. Bu süre, sözlü sınav sonucunun aday tarafından öğrenilmesini izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Sürenin kaçırılması hâlinde, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda düzenlenen süre şartı ihlal edilmiş olacağından davanın usulden reddi söz konusu olacaktır.

Önemle belirtilmelidir ki, sözlü sınav iptali davalarında yürütmenin durdurulması talebinde bulunulması büyük önem taşımaktadır. Zira sözlü sınav sonuçları çoğu zaman atama, göreve başlama veya bir sonraki aşamaya geçme işlemlerine doğrudan etki etmektedir.

Uygulamada birçok idare, adaylara sözlü sınavda aldıkları puanı dahi açıklamamakta; bu bilgilerin ancak yargı yoluyla talep edilebileceğini belirtmektedir. Bu durum da sözlü sınavların yargısal denetimini daha da önemli hâle getirmektedir.

C. Sözlü Sınavların Yargısal Denetimi ve Anayasal Dayanak 

Anayasa’nın 125. maddesinde, “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenleme, yalnızca şekli anlamda bir yargı yolunun tanınmasını değil, etkili ve gerçek bir yargısal denetimin sağlanmasını da ifade etmektedir.

Bu kapsamda sözlü sınavda başarısız sayılma işlemleri de diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden yargısal denetime tabidir. Denetimin yalnızca usule ilişkin unsurlarla sınırlandırılması, hukuk devleti ilkesinin sağladığı güvenceleri zayıflatacaktır.

Kariyer ve liyakat ilkeleri gereğince, kamu hizmetinin en ehil ve en nitelikli kişiler eliyle yürütülmesi esastır. Liyakat ilkesi, her türlü ayrımcılığı ve kayırmacılığı reddeder nitelikte olup, sözlü sınavların bu ilkelere uygun, objektif ve denetlenebilir şekilde yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

D. Sözlü Sınavın İptali Davasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar 

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin (1/a) bendi uyarınca, iptal davalarında idari işlemlerin hukuka uygunluğu tüm unsurlarıyla incelenmektedir. Bu nedenle sözlü sınav işleminin yargısal denetimini mümkün kılacak altyapının oluşturulması, hukuka bağlı idarenin temel yükümlülüklerinden biridir.

İdare, kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda hareket etmeli; adaylar arasında tarafsız davranmalı, eşitlik ilkesine uygun hareket etmelidir. Sözlü sınav işleminin hukuka uygunluğu değerlendirilirken, idarenin bu ilkeleri gözetip gözetmediği büyük önem taşımaktadır.

E. Yargı Kararlarına Göre Hukuka Aykırılık Halleri 

Yargı kararlarında, sözlü sınavların iptaline yol açabilecek başlıca hukuka aykırılık hâlleri şu şekilde sıralanmaktadır:

  • Adaylara yöneltilen soruların ve verilen cevapların tutanağa geçirilmemesi
  • Tutanakların eksik veya denetime elverişsiz şekilde düzenlenmesi
  • Verilen puanların gerekçelendirilmemesi
  • Sınav komisyonunun mevzuata aykırı şekilde oluşturulması
  • Sınav sırasında ses veya görüntü kaydı alınmaması
  • Soruların kura yöntemiyle belirlenmemesi
  • Adaylara cevap vermeleri için yeterli sürenin tanınmaması
  • Adayların alanı dışında sorular yöneltilmesi
  • Yazılı sınavın önüne geçecek ölçüde subjektif değerlendirme yapılması

Bu tür eksiklikler, sözlü sınav işleminin objektiflikten uzaklaşmasına ve hukuka aykırı hâle gelmesine neden olmaktadır.

F. Emsal Yargı Kararları 

Alkan & Karakurt Avukatlık ve Arabuluculuk Bürosu tarafından açılan davamızda Ankara 15. İdare Mahkemesi 2020/ 722 E., 2021 / 709 sayılı kararında;  davacıya yöneltilen ve yukarıda aktarılan iki sorunun da tek ve net bir cevabı bulunduğu hususu dikkate alındığında kısmen cevaplanabilecek bir soru niteliğinde olmadığı, sorunun doğru cevaplanması halinde tam puan takdir edilmesi gerektiği, cevaplanamaması yahut yanlış cevaplanması halinde ise 0 puan takdir edilmesi gerektiği halde komisyon üyelerinden biri tarafından her iki sorunun da kısmen cevaplandığı gerekçesiyle davacının 10 puanla takdir edildiği görüldüğünden davacı yönünden yapılan değerlendirmenin objektif nitelikte olmadığı anlaşılmakta olup dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu sözlü mülakat işleminin iptaline” karar verilmiştir. Görüldüğü üzere tarafımızca takip edilen davada, müvekkilimiz yönünden yapılan değerlendirmenin objektif nitelikte olmadığı gerekçesiyle idari işlemin iptaline karar verilmiştir.

Sözlü ve mülakat sınavlarının objektif değerlendirilebilme usullerini belirlemeye  yönelik  çok sayıda mahkeme ve yüksek mahkeme kararı vardır. Ankara 12. İdare Mahkemesi 15/05/2017 tarih, E:2016/4443, K:2017/1446 sayılı ilamının, Danıştay 12. Dairesi’nin 15/05/2018 gün ve E:2018/871, K:2018/2131 sayılı kararı ile bozulması üzerine dava dosyası yeniden incelemiş ve bozma kararına uymayarak verdiği kararda direnmiştir. “Davacıya sorulan sorunun objektif esaslara dayanmayan ve birden çok cevabının olmasının yanında, değerlendirmenin objektifliği konusunda etkin denetim sağlanmasına imkan verecek şekilde davacının sorulan sorulara ne yanıt verdiği kayıt altına alınmayarak ve dava konusu işleme gerekçe olarak “insan haklarının temel felsefesini açıklayamadı, ikna kabiliyeti, liyakat zayıf” şeklinde göreceli ve soyut ifadelerle bir idari işlem olan sözlü sınavın yargı denetimi dışına çıkarılmasına yol açması nedeniyle, dava konusu mülakat sınavı sonucunda başarısız sayılma işleminde Anayasa hükmüne hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır” denilerek dava konusu işlemin iptaline karar vcrmiştir. (Ankara 12. İdare Mahkemesi 21.12.2018 T. 018/2658 E. 2018/2516 K.)

Danıştay 2. Dairesinin Esas: 2016/7249 , Karar: 2016/7249, 27/03/2017 tarihli yürütmenin durdurulması kararında; Dosyanın incelenmesinden; 07/09/2013 tarihinde gerçekleştirilen vergi müfettiş yardımcılığı yazılı sınavında başarılı olan ve sözlü sınava girmeye hak kazanan davacının, komisyon üyeleri tarafından takdir edilen sözlü notu ortalamasının 65 puanın altında kalması nedeniyle sözlü sınavda başarısız olduğu, sınav komisyonu üyeleri tarafından 178 sayılı KHK’nın Ek 33 üncü maddesi uyarınca yapılan değerlendirmenin sonucunu içeren puanlama cetvelinde, beş komisyon üyesi tarafından her bir kriter için davacıya 50 puan verildiği,  notların gerekçelerinin kayıt altına alınmadığı,  sınavda sorulan soruların ve adaylarca verilen cevapların tutanağa bağlanmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; davacının katıldığı, kariyer ve liyakat ilkeleri uyarınca kamu hizmetinin  ehil kamu görevlileri eliyle yürütülmesi için yapılan sözlü sınavda, ölçme ve değerlendirme esaslarına uygun ve objektif bir değerlendirme yapılmadığı anlaşıldığından davacının vergi müfettiş yardımcılığı sözlü sınavında başarısız sayılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. “ denilmek suretiyle sözlü sınavda komisyon üyeleri tarafından soru ve adaylarca verilen cevapların tutanağa geçirilmemesi, sözlü sınavda komisyon üyelerince takdir edilen notun gerekçelerinin kayıt altına alınmaması, gerekçelerin ortaya konulmaması, sınav öncesinde soruların ve cevaplarının hazırlanmamış olmasının hukuk devleti ilkesinin sağladığı güvenceyi zedelediğinden bahsedilmektedir. 

G. Sonuç 

Sözlü sınavlar, yapıları gereği subjektif değerlendirmelere açık olmakla birlikte, bu durum idarenin sınırsız bir takdir yetkisine sahip olduğu anlamına gelmemektedir. Yargı kararlarında da açıkça ortaya konulduğu üzere, sözlü sınav işlemleri ölçülebilir, gerekçeli ve yargısal denetime elverişli olmak zorundadır.

Sözlü sınav sonucunda başarısız sayılan adayların, süresi içinde idare mahkemesinde iptal davası açarak hak aramaları mümkündür. Özellikle ölçme ve değerlendirme ilkelerine aykırı puanlamalar, yargı mercilerince sıklıkla iptal edilmektedir. Bu nedenle sözlü sınav süreçlerinin hukuki çerçevede değerlendirilmesi ve etkili şekilde takip edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Diğer Makaleler