Franchising sözleşmeleri, girişimciler ve yatırımcılar açısından ticari işbirliklerinde önemli bir hukuki araçtır. Ancak bu sözleşmelerin benzer sözleşme türlerinden farkları dikkatle incelenmelidir. Franchising, özellikle marka kullanımı, iş modeli ve denetim hakları gibi özel hükümler içerir ve diğer sözleşmelerden ayrılan belirgin özellikler taşır. Bu yazımızda, franchising sözleşmesinin benzer sözleşme türlerinden farkı nedir, hangi hususlarda öne çıkar ve taraflara sağladığı hukuki avantajlar, Ankara ticaret avukatı perspektifiyle detaylı olarak ele alınacaktır.
Franchise sözleşmesi karma nitelikte bir sözleşme olması nedeniyle bünyesinde; vekalet, lisans, hizmet, tek satıcılık, acentelik ve know-how sözleşmesine ait unsurları da barındırmaktadır. Bu bölümde söz konusu sözleşmelerin franchise sözleşmelerinden farkı incelenmektedir.
1. Vekalet Sözleşmesinden Farkı
Franchise sözleşmesi, vekalet sözleşmesi gibi iş görme borcu doğuran bir sözleşmedir. Vekalet sözleşmesinde olduğu gibi franchise sözleşmesinde de franchise alan, franchise verenin talimatları doğrultusunda mal ve hizmet sürümünü sağlama ve artırma yükümünü üstlenmiştir. Ayrıca her iki sözleşmede de taraflar sadakat ve özen borcunun bir sonucu olarak sır saklama, karşı tarafı bilgilendirme, hesap verme ve alınan şeyleri geri verme yükümlülüğünü üstlenmiştir[1].
Yukarıda sayılan benzerliklerin yanında söz konusu iki sözleşme türünün birbirinden farklı yönleri de bulunmaktadır. Franchise sözleşmesi sürekli borç doğuran bir sözleşmedir. Franchise sözleşmesinde franchise alan tek bir işi üstlenmez, sözleşme süresince sürümü artırmak amacıyla birden çok faaliyet gösterir. Vekalet sözleşmesinde ise vekil bir veya birkaç işi üstlenir. Bu nedenle vekalet sözleşmesinde azil ve istifa mümkünken, franchise sözleşmesinde mümkün değildir[2].
Vekalet sözleşmesinde vekil kendi nam ve hesabına veya kendi namına fakat müvekkil hesabına hareket ederken, franchise sözleşmesinde franchise alan franchise verenin talimatlarına uygun hareket etme yükümüne sahip olsa da kendi nam ve hesabına işlerini yürütür. Bunun sonucu olarak franchise alan faaliyetlerin doğurduğu risklere kendisi katlanırken, vekalet sözleşmesinde sonucun elde edilememesi riski vekile ait değildir[3].
Vekalet sözleşmesinde vekil, vekalet verenin talimatlarına uymakla yükümlüdür. Ancak vekilin amaca uygun olmayan talimatlardan kaçınması mümkündür. Bunun sonucu olarak vekilin kendi sorumluluğunda geniş bir karar alma imkânı bulunmaktadır. Franchise sözleşmelerinde ise, franchise alan, franchise kitaplarında ayrıntılı olarak belirtilen talimatlara uymak zorundadır[4].
Franchise sözleşmelerinde, franchise alan kendi ad ve hesabına çalıştığından, elde edeceği kazançtan franchise verene belli bir ücret ödemekle yükümlüyken vekalet sözleşmelerinde ücret zorunlu unsur değildir. Sözleşmede kararlaştırılması halinde müvekkil vekile ücret ödemektedir. Bununla birlikte müvekkil, vekilin iş görmesi nedeniyle yaptığı masrafları ve avansları ödemekle yükümlü iken, franchise verenin bu türden masraf veya avans ödemesi söz konusu değildir[5].
2. Lisans Sözleşmesinden Farkı
Lisans sözleşmesi, lisans verenin lisans alanının ödemeyi üstlendiği belli bir bedel karşılığında fikri-sınai hakkı veya maddi olmayan bir malı kullanma veya ondan yararlanma hakkı veren bir sözleşmedir[6].
Franchise sözleşmesi ve lisans sözleşmesi gayri maddi mallar üzerindeki haklardan yararlanmayı sağladığından birbirine benzer pek çok yönleri bulunmaktadır. Her iki sözleşmede iki tarafa borç yüklemektedir. Franchise veren ve lisans verenin sahip olduğu bilgi ve tecrübeleri karşı tarafa vermelerinin yanında; onlara eğitim vermeleri, ad ve marka haklarını kullandırmaları da söz konusudur. Franchise veren ve lisans veren kullanma hakkının devrine karşılık “royalty” alırlar. Bununla birlikte tarafların rekabet etmeme borcu vardır. Franchise veren ve lisans veren karşı tarafı denetleme hakkına sahiptir. Franchise alan ve lisans alanın sır saklama yükümlüğü vardır. Ayrıca franchise alan ve lisans alan kendi ad ve hesabına hareket eder[7].
Birbirine benzer pek çok yönü bulunan franchise ve lisans sözleşmesinin farklılıkları da bulunmaktadır. Lisans sözleşmesinde, franchise sözleşmesindekinin aksine sürümü destekleme gibi asli bir edim yükümlülüğü bulunmamaktadır. Lisans verenin talimat ve denetim yetkileri Franchise sözleşmesine göre oldukça sınırlıdır.
Lisans sözleşmesinde lisans veren kişi gayri maddi hakların kullanım hakkını karşı tarafa verirken, franchise sözleşmesinde bununla birlikte mal ve hizmetlerin sürümü ve dağıtımının yapılabilmesi için gayri maddi malların dışında mal ve hizmet sürümünün sağlanması için gerekli teknik bilgi ve tavsiyeler de bulunur.
Franchise sözleşmesinde franchise alanın, franchise konusu mal ve hizmetin reklamını yapma gibi asli bir edim yükümlülüğü varken, bu yüküm lisans sözleşmesinde yan edimdir[8]. Franchise sözleşmeleri ile lisans sözleşmelerinin birbirinden farklı birçok yönü bulunsa da franchise sözleşmeleri, lisans unsurunu da bünyesinde barındıran daha geniş haklar ve yükümlülükler demetidir[9].
3. Hizmet Sözleşmesinden Farkı
Franchise alanın, franchise verenin talimatlarına sıkı bir şekilde bağlı olması ve işletmesinin bir şube gibi görünmesi, doktrinde ve mahkeme kararlarında franchise alanın işçi olup olmadığı konusunda tartışma konusu olmuştur[10]. Hizmet sözleşmesinin unsurlarından biri olan kişisel bağımlılık, işçinin bir hiyerarşi içinde işverene bağlı olarak çalışmasıdır. İşçi iş gücünü, işverenin yararlanması için sunarken, işin yönetimi ve yürütümü ile riskler işverene aittir.
Franchise sözleşmesinde ise riskler franchise alan nam ve hesabına aittir ve kişisel bağımlılık unsuru da söz konusu değildir. Franchise alan bağımsız bir tacir olduğundan, çalışma zamanını ve personelini kendi seçme hakkına sahiptir. Franchise alanın, iş hukukunun sağladığı sigorta hakkından, hastalık ve tatil süresince kendisine ödenecek ücretten yararlanması da söz konusu değildir.
Ayrıca franchise sözleşmesinde marka, patent, know-how gibi franchise verenin sahip olduğu gayri maddi hak ve malların franchise alana kullandırılması gibi haller hizmet sözleşmesinde bulunmamaktadır[11].
4. Tek Satıcılık Sözleşmesinden Farkı
Tek satıcılık sözleşmesi yapımcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkiyi düzenleyen, çerçeve niteliğinde süreklilik arz eden bir sözleşmedir. Yapımcı mamullerin tamamını ya da bir kısmın belirli bir coğrafi bölgede tekele sahip olarak satmak üzere sadece tek satıcıya göndermeyi, buna karşı da tek satıcı sözleşme konusu malları kendi ad ve hesabına satarak sürümü destekleme borcu altına girmeyi üstlenir[12].
Tek satıcılık sözleşmesi, franchise sözleşmesiyle en çok benzerlik gösteren, kanunda düzenlenmeyen ve taraflar arasında sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşmedir. Tek satıcılık sözleşmesinde yapımcının belirli bir bölgede sadece tek bir satıcı ya mal göndermesi ve tek satıcının da malları sadece o yapımcıdan alması zorunlu iken franchise sözleşmelerinde tek alım ve tek satış şartı zorunlu unsur değildir.
Tek satıcı, franchise alan gibi kendi nam ve hesabına çalışan bağımsız bir tacirdir. Tek satıcılık sözleşmesinde tek satıcı, yapımcının işletmesine ekonomik anlamda entegre olma amacı taşımıyorken; franchise sözleşmesinin en tipik unsuru entegre olma amacı taşımasıdır[13]. Tek satıcılık sözleşmesinde tek satıcının kendine ait unvan ve işaret kullanması mümkünken, franchise alan kendi unvanını franchise verenin işaretleri arkasına saklamalı ve franchise verene ait pazarlama sistemindeki unsurları kullanmalıdır.
Tek satıcılık sözleşmesinde yapımcı, tek satıcıya know-how aktarmaz ve tek satıcının malları yapımcının know-how’ına göre üretilir, yapımcının pazarlama anlayışına göre sürümünün yapılması söz konusu değildir. Franchise alanın giriş ücreti ödemesi, tek satıcılık sözleşmesinde görülmemektedir. Tek satıcı yalnızca yapımcıdan aldığı malların bedelini öder ve elde ettiği kar kendisine kalır.
Tek satıcılık sözleşmesinin konusu sadece mal sürümüdür, hizmet sürümü sözleşme konusu içinde yer almaz. Ayrıca franchise sözleşmesindekinin aksine, tek satıcının yapımcının talimatlarına göre işletmesini donatması söz konusu değildir. Talimatlara bağımlılık tek satıcılık sözleşmesinde sadece sözleşmenin amacıyla sınırlıyken, franchise sözleşmelerinde daha geniş kapsamlıdır. Tek satıcılık sözleşmesinde yapımcı, tek satıcıya işletmenin yönetimiyle ilgili talimat veremezken, franchise sözleşmesinde franchise alan, işyerinin yönetimi, işyerinin seçilmesi, donanımı, personelin giyeceği kıyafet gibi pek çok konuda talimat verebilir.
Franchise sözleşmesinde franchise verenin franchise alanı koruma yükümlülüğü asli yükümlülükken, tek satıcılık sözleşmesinde yan edim yükümlülüğüdür. Bununla birlikte franchise sözleşmesinde işbirliği, tek satıcılık sözleşmesinden daha sıkı ve kapsamlıdır[14].
5. Acente Sözleşmesinden Farkı
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 102-123. Maddeler arasında acentelik düzenlenmiştir. Acentenin tanımı ise m.102’de yer almaktadır. Buna göre acentelik; “ Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye tacir denir”.
Acentelik sözleşmeleri ile franchise sözleşmeleri; sürüm artırmaya yönelik olmaları, taraflar arasında sürekli borç ilişkisi doğurmaları ve sürüm organizasyonuna entegrasyon bakımından birbirlerine benzemektedirler. Bu sebeple acentelik sözleşmesine ilişkin hükümler, mahiyetine uygun olduğu sürece franchise sözleşmelerine de uygulanabilir[15].
Kanunda iki tip acente düzenlenmiştir. Bunlardan ilki olan aracı acente; müvekkili ile müşteri veya satıcı çevresi arasında ilişki kurar ve sözleşmenin kurulmasını kolaylaştırır. İkinci acente türü ise sözleşme yapan acentedir. Sözleşme yapan acente müvekkili adına sözleşme yaparlar. Ancak sözleşme yapmaları için ayrıca bir yetki belgelerinin bulunması gerekir[16].
Sözleşme yapan acente, müvekkilin nam ve hesabına çalışırken, franchise alan kendi nam ve hesabına çalışmaktadır. Franchise sözleşmesinde, franchise alan, verenin temsilcisi değildir. Franchise alanın karı, franchise verenden alacağı ücret ya da komisyondan değildir. Franchise alan, franchise verene başlangıçta belli bir miktar ödeme yapar. Sonrasında ise ciroya göre değişen ücret öder. Acente ise müvekkili nam ve hesabına iş görür, başarılı olduğu işe göre ücret alır. Bununla birlikte acenteler, franchise sözleşmelerine kıyasla daha az risk almaktadırlar. Acenteler yaptıkları işe göre ücret alırken, franchise sözleşmelerinde franchise verene belli bir ücret ödeme yükümlülüğü söz konusudur[17].
Acenteler, franchise alanda olduğu gibi müvekkilinin işaretlerini kullanırlar. Ancak franchise sözleşmelerinde olanın aksine acentelerde gayri maddi malların devri söz konusu değildir.
Franchise verenin, franchise alan üzerindeki denetim hakkı; acentelik ilişkisine daha yoğundur. Bunun nedeni, franchise alanın, franchise verenin sürüm organizasyonuna tam olarak entegre olmasını sağlamaktır. Ayrıca franchise alanın, franchise verenin bir şubesi gibi görünebilmesi için bu şekilde bir denetim şarttır[18].
6. Adi Satıcılık Sözleşmesinden Farkı
Adi ortaklık sözleşmesinde iki veya daha fazla kişi ortak bir amaç doğrultusunda emek ve sermayelerini birleştirirken; franchise sözleşmelerinde tarafların ortak bir amaı gerçekleştirme gibi gayeleri bulunmamaktadır. Franchise sözleşmelerinde taraflar arasında sadece ticari ilişki bulunmakta ve taraflar karşılıklı borç altına girmektedirler.
Franchise veren işletmesinin adını, ticaret unvanını, hizmet ve ürün markasının kullanılmasını franchise alana devreder ve buna karşılık franchise alan da franchise verene belli bir ücret ödemeyi ve sürümü artırmayı üstlenir[19].
Sonuç olarak, franchising sözleşmesi, diğer sözleşme türlerinden farklı olarak marka kullanımı, iş modeli ve denetim hakları gibi özel hükümler içerir. Bu nedenle, sözleşmenin hazırlanması ve uygulanması sürecinde hakların korunması büyük önem taşır. Deneyimli bir Ankara ticaret avukatı desteği ile franchising sözleşmeleri hukuka uygun şekilde yürütülebilir ve taraflar için olası hukuki riskler minimize edilebilir.
KAYNAKÇA
[1] KIRCA, s.105.
[2] AYATA, s.28.
[3] KIRCA, s.106; AYATA, s.27.
[4] KIRCA,s.107.
[5] KIRCA, s.107; AYATA, s.28.
[6] EREN, s.908.
[7] KIRCA, s. 84-87.
[8] KIRCA, s. 85-87; AYATA, s.30-31
[9] AYATA, s.32.
[10] KIRCA,s.100.
[11] AYATA, s.32-33.
[12] KIRCA,s.88-89.
[13] AYATA, s.34-35.
[14] KIRCA, s. 89-90.
[15] AYATA,s.36.
[16] KIRCA, s.96-97.
[17] AYATA, s.37.
[18] AYATA, s.38.
[19] EREN, s.909.
